ترکان اشکانی

 

خلاصه مقاله
اشکانیان یا ارشکا ها (ارشاکا=ار ساکا) گروهی از ترکان سکایی بودند توانستند حاکمیت ایران را توسط ارشک  از یونانیان و سلوکیان متجاوز پس بگیرند.از اشکانیان کتیبه های ترکی بسیاری یافت شده که فقط برخی از این کتیبه ها مطالعه شده است.بعد از اشکانیان ساسانیان حکومت ایران را در دست گرفتند و خود را نوادگان هخامنشیان آریایی تبار اعلام کردند و بسیاری از آثار اشکانیان را نبود کردند.

شرح کامل مقاله

 

ERŞAKALAR TÜRKLERİ – Partlar TÜRKLERİ  

B.Tarhan

Gök Tanrı inancıyla tanışan sadece Hindistan değildi. “Beyaz Seyyahlar” İran’ı da ziyaret etmiştir. İran tarihinin o uzun ve karanlık dehlizlerinde kalmış hadiselere ışık tutan, Aji-Dahak rivayetleri iyi muhafaza edilmiştir.

Aji-Dahak, İran’ ı hakimiyeti altına alan yabancı bir Han idi. Aji-Dahak, yılan suretinde yaşıyor ve Gök Tanrısı inancı için mücadele ediyordu. Fakat sıradan İranlılar onunla aynı inancı paylaşmadılar. Her millet bunu anlayamazdı. İranlılar uzun süreden beri ateşe tapıyordu. O dönemde sadece asilzadeler Gök Tanrısı inancını benimsemeye başladılar. Onlar atalarının Türk olduklarını da ifade ediyorlardı. Burada söz konusu edilen meşhur Arşakid Hanedanlığı idi. Altay’dan gelen sarışın Arsak Han (veya Arşak) M.Ö. III. Yüzyılda bu hanedanlığın temelini atmıştı. İran tarihinde böyle yazılmaktadır.

Şaşırtıcı bir gerçek: İran’da bugüne kadar Türk dili unutulmadı. İran’ da Türk dilinde konuşan şehirler, köyler ve büyük bölgeler hâlâ mevcuttur. Hindistan’ a doğru yola çıkan Sakların (Şakların) gelişi ile Türk tarihinde İran sayfaları açılmış olmaktadır.

Türkler daha sonra Taşkent’e ulaşmışlardı. Taşkent kuruluşunun iki bininci yılını kutlayan çok eski bir şehirdir. “Taşkent” kelimesi “taş şehri” olarak tercüme edilmektedir. Bu tam doğru değildir; çünkü “kent” kelimesi zaten “taş şehri” anlamına gelmektedir. Sonradan “taştı” veya “daştı” kelimesinin Türklerde “gurbette” anlamına geldiği ve bu kelimenin Hindistan’dan din adamlarının kullandığı dilden, yani Sanskritçe’ den geldiği öğrenildi. Eğer bu kelimenin anlamı “gurbet” ise, Taşkent kelimesi, Rus varyantındaki gibi “gurbetteki taş şehir” anlamına gelebilir. Bu ad, şehirdeki yapıların ahşaptan olmadığını, aksine Altay’daki şehirlere benzer yapılarla dolu olduğunu vurgulamaktadır.

Ama neden “gurbette” ? Bunun da kendine has bir cevabı ve açıklaması mevcuttur. Bir zamanlar Asya’nın merkezinde, İran Hanedanlığı dahilinde büyük ve gelişmiş Baktriya (Baktıra) devleti kurulmuştur. Bu devletin şöhreti, Makedonyalı İskender’ in de ilgisini bu bölgeye çekiyordu. Baktriya’nın şöhreti aniden sönmüştü. Uzun savaşlar sonunda da tamamen yıkılmıştı. Bu savaşları, kuzeyden gelen ve tarihçilerin bugün kullanmayı moda haline getirdikleri bir ifadeyle “yabanî kabileler” , yani Türkler çıkarmıştır. Yani “Sak” adıyla tanınan o Türkler. Onlar Baktriya’yı işgal etmişler ve daha sonra da bir kısmı, asma köprü geçitlerini kullanarak aşılmaz ve geçit vermez Pamir dağlarını aşarak Hindistan’a ulaşmıştır.Bu tahrip edici savaşlardan üç yüzyıl sonra, I. Asırda Altaylardan gelen yeni insanlar tarih sahnesine çıkmaya başladı. Onların bayraklarında haç işareti bulunuyordu ve onlar yeni bir inanç düzeni getiriyordu. İşte onların bu gelişi, Türk tarihindeki yeni bir İran sayfasını teşkil etmektedir.

Çünkü Aji-Dahak’ın, daha doğrusu ona inananların başarısızlığı Türkleri yıldırmadı : Altay bu defa İran’a kendi atlı askerlerini gönderdi ve bu savaş Türklerin zaferiyle bitti. Bunun sonucunda bu topraklarda “Kuşan Hanlığı” kuruldu. Belirsizliğin kesif sisleri arasında kaybolmuş bir devlet. Taşkent ise Kuşan Hanlığı içerisindeki ilk Türk şehri idi. Taşkent şehri, Marakand ve diğer kadim Baktriya şehirlerinin yanında gelişiyordu. Marakand’ın yakınlarında demir ocakları vardı. Altaylıların dikkatini öncelikle bu ocaklar çekmişti. Baktriya’nın bu şehrine Türkler yeni bir ad vermişti : Semarkand. Bu ad Sümerkand kelimesinden mi gelmektedir ? Belki… Etrafındaki bölgeyi de Demir Kapı olarak adlandırmışlardır.

Kuşan Hanlığı, şimdiki Orta Asya, Afganistan, Pakistan, Hindistan’ın bir kısmı ve Çin topraklarını bile hakimiyeti altına almıştı. Hanlarının isimleri bilinmiyor. İlk kurucusu Guvişka adı ile bilinmekteydi. Demir sikkelerinin üzerinde bu isim “Goverka” diye işlenmiştir. Bu adın Türkçe’de gerçek telâffuzu nasıldı ? Belli değil… Arkeologlar, o devrin çok sayıda abidelerini bulmuştu. Bazı abidelerin üzerinde yazılar vardı. Net Türk yazıları. Demek ki, gerçekte Türkler, Milâttan Önce gurbette yerleşmeye başlamıştır. Böylece, Taşkent’in, yani gurbetteki taş şehrin ve o bölgede bulunan abidelerin sırrı açıklığa kavuşmaktadır…

Fransız arkeologlar, Daşt-Navur (gene Daşt) bölgesinde, yani bugünkü Afganistan topraklarında, o dönemin diğer bir Türk şehrinin izlerini ve hemen yanı başında da aynı yazıtları ihtiva eden kayayı bulmuştur.

Taşkent’ in yakınlarında bulunan Kara-Tepe’de de bir Türk şehri vardı. Burada bulunan kadim tapınağın yıkıntıları arasında bir küp bulunmuştu. Bu küp üzerinde yine aynı yazılar mevcuttu… İşte bu atalarımızın bugüne mektubudur. Fakat âlimler siyasetçilerin talimatlarına uyarak, bunları “görmemeye” gayret ediyorlar.

Buralarda yaşayan Türkler, şimdiki Özbekler, Altay’dan göç edenlerin soyundandır.

Başkenti Taşkent olan Özbekistan devleti Türk Dünyası’nın gururudur. Özbeklerin kardeşleri,
“Kuşan dönemlerinden” beri eskiden olduğu gibi Afganistan’da ve Pakistan’da yaşamaktalar.
Onlar Peştun olarak biliniyorlar. Dilleri diğer lehçelerin etkisi altında kalarak, karışıp gitmiştir;
ama Peştunlar atalarının dış görünüşlerini ve geleneklerini muhafaza etmişlerdir…

Altay kültürü, Kuşan Hanlığı döneminde yerli ve Turanlı halklarda mevcut olan en iyi şeyleri aldı ve en iyi şeyleri onlara verdi. Bilim adamları, han topraklarına “kazan” diyorlardı. Bu “kazanda” doğu halklarının kültürleri kaynaşıyordu. Türkler, İranlılar ve Hintliler asırlarca yan yana yaşamış ve hayatlarında pek çok şey birbirine karışmıştı.

Elbette burada, yani Orta Asya’da Türk milletinin yüzünün kendine has bir şekil almaması mümkün değildi. Buradaki Türkler, çoktan Altaylardaki akrabalarından farklı bir yapıya sahip olmuştur. Bu, aslında yeni bir Türk kültürüdür ! Onun için onları Oğuz Türkleri olarak adlandırmışlardır. (Oğuz : “aklı selim sahibi” , “çok tecrübeli” demektir.)

Şanlı Erke Han: Bütün dünya, Kuşan Hanlığı’nın azametini I. Yüzyıldaöğrenmişti. Türklerin adını bütün dünyaya ünlü Kanişha Han duyurdu. Çok şükür, onun gerçek adı Erke olarak muhafaza edilmiştir. İsmi paralarda Kanerka olarak
basılıyordu. Erke Han 78 yılında, Kuşan Hanlığı’nın tahtına oturdu. Hanlığı ۲۳ yıl idare etti.Aklı selim sahibi Han’ın esas silâhı kılıç, zırh veya mızrak değil söz idi. Erke Han dünyadaki en güçlü sözün “Tanrı” olduğuna inanıyordu. Han’ın konuşmaları ve akıllıca yaptığı siyaset sayesinde doğulu insanlar, Türklerin güzel işlere, doğru davranışlara ve asalete büyük değer verdiklerini gördüler. Hükümdar milletin yüzü idi….

Murad Adji’nin
“Türklerin ve Avrasyanın Kültürel Siyasi Tarihi” Makalesinden

Ayrıca “Büyük “Part” Türk Devletini Kuran Atalarımız” Makalesi: http://www.turkmenhost.com/documents/Gerey/PAR-%20LAR.pdf

Resim: Sn. Selahi Diker’in : “Anadolu’da On Bin Yıl Türk Dili’nin Beş Bin Yılı” Kitabından

اوزده: امپراطوری ترکان اشکانیاشکانیان ترک تباراشکانیان و پارت های ترک زبانترکان اشکانیکتیبه ی ترکی اشکانیان

قایناق: زبان و ادبیات ترکان خراسان / اسماعیل سالاریان

ارسال دیدگاه